2. SEZON · 05 / 12

ADALET

Güçlü olanın sözü neden daha ağır olsun, ey insan?

Çünkü yüksek sesle konuşabiliyor diye mi?
Çünkü kalabalığı arkasına alabiliyor diye mi?
Çünkü elinde daha çok imkân var diye mi?

Bir insanın gücü başkasının hakkını büyütmüyorsa, o güç yalnızca ağırlıktır.

Ve ağırlık taşıyabilir.

Ama adalet taşımaya başka türlü bakar:

Herkesin hakkını kendi yerinde korumaya.

Adalet bazen yüksek sesle konuşmaz.

Bir terazinin sessizliği gibidir.

Bir çocuğun önüne hakkı olan ekmeği koymaktır.
Bir insanın sözünü gücü yok diye değersiz saymamaktır.
Birinin emeğini başkasına yazmamaktır.
Bir su kaynağını yalnız güçlü olana bırakmamaktır.
Bir yanlışın yanlış olduğu için yanlış olduğunu söyleyebilmektir.

Ey insan,

Adalet yalnızca mahkemelerin işi değildir.

Evde başlar.
Sofrada başlar.
İş yerinde başlar.
Yolda başlar.
Sana ait olmayanı almadığında başlar.
Senden zayıf olana haksızlık etmediğinde başlar.
Başkasının sırasını çalmadığında başlar.
Kimse görmüyorken de doğru davrandığında başlar.

Çünkü bir toplumun adaleti yalnızca büyük kararlarla ölçülmez.

Gündelik davranışlarıyla ölçülür.

Bir toplumda insanlar birbirinin hakkını küçük görmeye başlarsa büyük adaletsizlikler çoktan başlamıştır.

Sonra insanlar alışır.

“Böyle gelir.”
derler.

“Her yerde böyle.”
derler.

“Ben ne değiştirebilirim?”
derler.

Ve adaletsizlik insanların alışkanlığına dönüşür.

İşte en tehlikeli an budur.

Çünkü kötülük her zaman bağırmaz.

Bazen sıradanlaşır.

Ey insan,

Adaletin en büyük sınavı gücün karşısında verilir.

Kendi dostunun hatasını gördüğünde.

Kendi grubunun haksızlığını fark ettiğinde.

Kendi çıkarına rağmen başkasının hakkını koruman gerektiğinde.

Çünkü herkes kendisine yapılan haksızlığa karşıdır.

Asıl sınav:

Kendine fayda sağlayan haksızlığa da karşı durabilmektir.

İşte orada insanın ölçüsü ortaya çıkar.

Ey budun,

Adalet yalnızca suçluyu cezalandırmak değildir.

Masumun hakkını zamanında vermektir.

Yalnızca düzeni korumak değildir.

İnsanın onurunu korumaktır.

Bir toplum adaletsizliğe alıştığında önce güveni kaybeder.
Sonra sözünü.
Sonra birliğini.
Sonra geleceğe inancını.

Çünkü insanlar şöyle düşünmeye başlar:

“Burada doğru olmak bir işe yaramıyor.”

İşte o cümle bir toplum için çok ağır bir taştır.

Bu yüzden taşı kaldır.

Hakkı yerine koy.

Güçlünün karşısında küçülme.

Zayıfın yanında büyüklük taslama.

Kendi elinin gücünü de unutma.

Çünkü senin için adalet isteyen bir dünya,
başkası için de adalet istemeyi gerektirir.

Unutma:

Adalet, sevdiğine ayrı sevmediğine ayrı ölçü tutmak değildir.

Adalet, ölçüyü kendinden büyük tutabilmektir.