3. SEZON · 01 / 12

GÖÇ

Ey insan,

Bir gün çıktığın yerden ayrılacaksın.

Bazen isteyerek.
Bazen mecbur kalarak.
Bazen bir yurt arayarak.
Bazen yalnızca hayatta kalmak için.

İnsan yürür.

Yol uzar.

Geride bir yer kalır.

Önünde bilinmeyen bir yer açılır.

Sen yola çıkarken yanında yalnız eşyanı taşımazsın.

Bir dil taşırsın.
Bir hatıra taşırsın.
Bir isim taşırsın.
Bir ateş taşırsın.
Bir yas taşırsın.
Bir umut taşırsın.

Çünkü insanın en ağır yükü sırtındaki değildir.

Geride bıraktığıdır.

Bir evden ayrılabilirsin.
Bir şehirden.
Bir dağdan.
Bir nehirden.

Fakat insan hatırladığı yere bir süre daha bağlı kalır.

Bu yüzden göç yalnızca yer değiştirmek değildir.

Bir hayatın başka bir yere taşınmasıdır.

Ey insan,

Yolun sonunda yeniden bir yere yerleşebilirsin.

Yeni bir çadır kurarsın.
Yeni bir ev yaparsın.
Yeni bir sofra açarsın.

Fakat eskiden getirdiğin şeyler seninle kalır.

Bir kelime.
Bir ezgi.
Bir hikâye.
Bir isim.
Bir mezar.
Bir ağaç.
Ve bazen bir yara.

Bütün toplumlar biraz göç taşır içinde.

Bir yerden başka bir yere giden ayak izleri.
Bir çağdan başka bir çağa taşınan sözler.
Bir nesilden diğerine aktarılan hatıralar.

Bu yüzden nereden geldiğini sormak yalnız geçmişi merak etmek değildir.

Bugünkü yüzünü anlamaya çalışmaktır.

Ey insan,

Yolculuk sana bir şeyi öğretir:

Hiçbir yer sonsuza kadar yalnızca senin değildir.

Bir süre orada yaşarsın.
Sonra gidersin.
Başka biri gelir.
O da bir süre kalır.
Sonra o da gider.

Toprak kalır.
Gök kalır.
Rüzgâr kalır.

Senin ömrün bu uzun yolculukta kısa bir duraktır.

Bu yüzden gittiğin yere zarar verme.
Çünkü senden sonra başka biri gelecek.

Ve geldiğin yeri de unutma.
Çünkü orada senden önce başkaları yaşadı.

İşte göçün sırrı budur:

İnsan yalnızca bir yerden ayrılmaz.
Bir yerin içinden geçer.
O yerde iz bırakır.
Başka izleri taşır.
Sonra kendi izini geleceğe bırakır.
Ve gün gelir senin adın silinir.
Fakat taşıdığın söz başka birinin ağzında yaşamaya devam eder.

Bu yüzden ey insan,

Yolunu yalnızca nereye gittiğin belirlemez.
Neyi yanında taşıdığın da belirler.

Çünkü insanın gerçek yurdu duvarlardan önce hafızasında kurulur.