4. SEZON · 08 / 12

SESSİZLİK

Ey insan,

Bir kez daha sus.

Bu defa kaçmak için değil.
Duymak için.

Gürültünün içinden geçtin.
Hızın içinden geçtin.
Bilginin içinden geçtin.
Korkunun içinden geçtin.

Şimdi sus.

Çünkü bazı sorular cevap beklemez hemen.
Bazı cevaplar sessizlikte büyür.

Ey insan,

Bir çağ sana her şeyi söylemek istiyor.

Ne giyeceğini.
Ne alacağını.
Neye güleceğini.
Neye öfkeleneceğini.
Kime güveneceğini.
Kimden korkacağını.

Sen ise her sözü duymak zorunda değilsin.

Bazen en büyük özgürlük bir sese: “Hayır.” diyebilmektir.

Sonra sessiz kalmak.

Ey insan,

Sessizlik boşluk değildir.

Sessizlik seçimdir.

Bir başkasını dinlemek için kendi sesini bir süre geri çekmektir.

Bir çocuğun söyleyemediği şeyi anlamaya çalışmaktır.

Bir yaşlının tekrar ettiği hikâyeye sabır göstermektir.

Bir doğanın çok sessiz uyarısını fark etmektir.

Ey insan,

Gök bağırmıyor.
Toprak bağırmıyor.
Su bağırmıyor.
Ağaç bağırmıyor.

Ama hepsi sana bir şey söylüyor.

Sen yalnızca yüksek sesleri duymaya alıştın.
Bu yüzden sessiz olanı önemsiz sandın.
Oysa dünyanın en eski sözlerinden bazıları sessizdir.

Bir doğum.
Bir ölüm.
Bir mevsim.
Bir tohum.
Bir yıldız.
Bir insanın gözündeki yaş.

Hiçbiri bağırmaz.

Fakat hepsi anlam taşır.

Ey insan,

Sessizliği kullanarak başkasını susturma.

Bu ikisi aynı değildir.

Sessizlik bir insanın seçimi olabilir.

Susturulmak ise başka bir şeydir.

Bu ayrımı unutma.

Çünkü gerçek sessizlik, insanın konuşabileceği hâlde susmayı seçmesidir.

Ey budun,

Bir toplumun olgunluğu yalnızca ne kadar iyi konuştuğuyla değil,
ne kadar iyi dinlediğiyle de anlaşılır.

Herkesin sözünü aynı anda söylemeye çalıştığı yerde hakikat kaybolabilir.

Bu yüzden dinle.
Önce dinle.
Hemen cevap vermeden.
Hemen savunmadan.
Hemen saldırmadan.

Karşındaki insanın sözünün içinden geçmeye çalış.

Belki katılmazsın.

Yine de anlayabilirsin.

Anlamak onaylamak değildir.

Fakat dinlemeden yargılamak insanı kolayca yanıltır.

Ey insan,

Bir gün taşın karşısında sen de susacaksın.

Çünkü taş sana cevap vermeyecek.

Senin yerine düşünmeyecek.

Sadece önünde duracak.

Belki bir harfi okuyacaksın.

Sonra bir başkasını.

Sonra uzun süre hiçbir şey olmayacak.

İşte o boşlukta yazıt sana sormaya başlayacak:
“Sen ne yapacaksın?”

Bu sorunun cevabı taşta yazılı değil.

Sende.

Bu yüzden sessizlikten korkma.

Bazen sözün varabileceği son yer sessizliktir.

Ve insan orada ilk kez kendi düşüncesini başkasının sesi olmadan duyabilir.