4. SEZON · 12 / 12
SON YAZIT
Ey insan, Şimdi son taştasın. Fakat son taş son söz değildir. Çünkü yazıt burada bitmez. Senden sonra başka gözler bu taşın önünde duracak. Başka eller bu toprağa dokunacak. Başka çocuklar bu göğe bakacak. Belki onlar senin adını bilmeyecek. Belki bu yazıları okumayacak. Belki taşın ne için dikildiğini bile sormayacak. Yine de senin bıraktığın dünyanın içinde yaşayacaklar. İşte bütün mesele buradadır. Ey insan, Dört mevsim geçti. Gökten yere. Sudan ateşe. İnsandan buduna. Ölümden mirasa. Mirasından geleceğe. Şimdi bütün yollar tek bir soruda birleşiyor: “Ne bırakıyorsun?” Fakat bu sorunun cevabını yalnızca malınla verme. Bir ev bırakabilirsin. Ama nasıl bir ev? Bir şehir bırakabilirsin. Ama nasıl bir şehir? Bir dil bırakabilirsin. Ama nasıl bir dil? Bir inanç bırakabilirsin. Ama nasıl bir davranış? Bir çocuk bırakabilirsin. Ama nasıl bir insan? Ey insan, Senin çağın çok şey üretti. Çok konuştu. Çok hızlandı. Çok tüketti. Çok bildi. Fakat insanın önündeki en eski sorular hâlâ aynı: Nereden geldim? Neden yaşıyorum? Neye bağlıyım? Neyi korumalıyım? Nasıl yaşamalıyım? Benden sonra ne kalacak? Belki cevapların hepsi değişebilir. Fakat sorular insanla birlikte yürür. Bu yüzden sana hazır bir sonuç vermiyoruz. Çünkü her çağ kendi cevabını bulmak zorunda. Senin çağın da. Ey insan, Bu taşlara bakarken geçmişe hayran kalmak kolaydır. Fakat geçmişin asıl görevi seni kendisine bağlamak değildir. Seni düşünmeye zorlamaktır. Atalarını kopyalamak zorunda değilsin. Fakat onların sorduğu sorulardan kaçmak zorunda da değilsin. Bir zamanlar taşlara söz yazıldı. Bugün sözler ekranlarda yaşıyor. Yarın belki başka bir yerde olacaklar. Biçim değişir. Fakat insanın bıraktığı iz değişmez: Birilerinin hayatına dokunursun. Bir şeyi büyütürsün. Bir şeyi eksiltirsin. Bir şeyi korursun. Bir şeyi yok edersin. Ve zaman bunları senden alıp geleceğe taşır. Ey insan, Bu yüzden geleceğe hükmetmeye çalışma. Onu tek başına kontrol edemezsin. Ama ona hazırlanabilirsin. Daha iyi bir sözle. Daha temiz bir toprakla. Daha doğru bir bilgiyle. Daha sağlam bir güvenle. Daha adil bir davranışla. Daha cesur bir kalple. Daha ölçülü bir güçle. Daha dikkatli bir insanla. Yani: Kendinle. Çünkü geleceğin içinde yaşayacak insanları değiştirmeden önce bugünkü insanın kendisini değiştirmesi gerekir. Ey insan, Bir gün bu sezon da geçmiş olacak. Bu yazıtlar da eski sözler hâline gelecek. Belki bir gün başka biri bunları okuyacak ve: “Onlar ne anlatmak istedi?” diye soracak. O zaman cevap tek bir yerde aranmasın. Taşlarda. Toprakta. İnsanlarda. Ağaçlarda. Çocuklarda. Suda. Dilde. Hatıralarda. Ve senin bıraktığın izlerde. Çünkü Kut Yazıtları sana bir kimlik vermek için değil, bir sorumluluk hatırlatmak için yazıldı. Gök sana ait değil. Toprak sana ait değil. Su sana ait değil. Ateş sana ait değil. Güç sana ait değil. Zaman sana ait değil. Hayat bile sana sonsuza kadar verilmiş değil. Fakat bütün bunların içinde bulunduğun kısa zamanda bir şey sana ait: Seçimin. Nasıl yaşayacağını seçebilirsin. Neyi koruyacağını. Neye karşı duracağını. Kime güveneceğini. Kime el uzatacağını. Neyi öğreteceğini. Neyi bırakacağını. Ve bu seçimlerin tamamı senden sonra bir başkasının dünyasına dönüşebilir. Ey insan, Son taşın önünde sana emir vermiyoruz. Sana bir yol da çizmiyoruz. Sadece soruyoruz: Göğe baktığında neyi hatırladın? Toprağa bastığında neyi hissettin? Suyu içerken neyi düşündün? Ateşi taşırken neyi öğrendin? İnsanlarla yaşarken neyi değiştirdin? Ölümü hatırladığında nasıl yaşadın? Ve şimdi: Senden sonra gelen insan için ne bırakacaksın? Taşa büyük bir ad kazımak kolaydır. Bir hayatı anlamlı bırakmak daha zordur. Bu yüzden adını taşa yazmak yerine davranışını zamana yaz. Çünkü taş kırılır. Duvar yıkılır. Şehir değişir. Dil dönüşür. İnsan ölür. Ama iyi bir şeyin başka bir insanda devam etme ihtimali vardır. Belki bütün yazıtların amacı budur: İnsana, kendinden sonra da bir hayat olduğunu hatırlatmak. Ey insan, Şimdi dön. Taş arkanda kalacak. Ama söz seninle gidecek. Belki bugün unutacaksın. Belki yarın hatırlayacaksın. Belki yıllar sonra tek bir cümle yeniden karşına çıkacak. O cümle: “Sana ne bırakıldı?” Ve başka bir cümle: “Sen ne bıraktın?” İşte bütün yol bu iki soru arasındadır. Sana kalanla senden kalan arasında. Geçmişle gelecek arasında. İnsanla dünya arasında. Gök ile yer arasında. Şimdi taş susacak. Sen yürüyeceksin. Gök kalacak. Yer kalacak. Su akacak. Ateş yanacak. Çocuklar doğacak. Ve dünya senden sonra devam edecek. Son sözümüz şudur: Dünyayı sana bırakmadılar. Sen de onu kendine saklama. “Kut, sahip olduğun şey değil; senden sonra korunan şeydir.” “Şimdi sıra sendedir.” — KUT YAZITLARI 4. SEZON SONU