1. SEZON · 11 / 12

DÖNÜŞ

Dön, ey insan.

Fakat geriye değil.

Unuttuğun yere dön.

Göğe bakmayı unuttuysan başını kaldır.

Toprağı hissetmeyi unuttuysan çıplak ayağınla yere bas.

Suyu yalnızca kullandıysan onu yeniden tanı.

Ateşi yalnızca güç sandıysan ondan neyi ısıttığını sor.

Sessizlikten kaçtıysan bir gece ışıkları söndür.

Ve dinle.

Belki o zaman dünyanın sana anlatmaya çalıştığı eski sözü yeniden duyarsın.

Dönüş,
geçmişin aynısını yaşamak değildir.

Atanın çadırını kurup onun gününü tekrar etmek değildir.

Eski taşları öpmek ya da eski isimleri tekrarlamak değildir.

Dönüş;
unutulmuş bir bağı yeniden kurmaktır.

İnsan kendini doğadan ayırdığında yalnızca doğayı kaybetmedi.

Kendisinden de bir parça kaybetti.

Gökyüzüne baktığında yalnızca bir boşluk gördü.

Toprağa baktığında yalnızca bir mülk gördü.

Ağaca baktığında yalnızca kereste gördü.

Nehre baktığında yalnızca kaynak gördü.

Hayvana baktığında yalnızca araç gördü.

Sonra kendine baktı.

Ve kendisini de aynı gözle görmeye başladı.

Bir sayı.
Bir ürün.
Bir beden.
Bir tüketici.
Bir kullanıcı.
Bir isim.
Bir görüntü.
Bir fayda.

İnsan, dünyayı nasıl görüyorsa kendisini de öyle görür.

Bu yüzden dönüş önce bakışta başlar.

Bir ağaca bak.
Onu hemen adlandırma.
Ne işe yaradığını sorma.
Ne kadar odun vereceğini hesaplama.
Bir süre yalnızca orada oluşuna izin ver.

Bir suya bak.
Onu bir ölçüye dönüştürme.

Bir dağa bak.
Onu aşılması gereken bir engel sanma.

Bir hayvana bak.
Onu yalnızca insana hizmet eden bir canlı olarak görme.

Bir insana bak.
Onu da kendi çıkarının ölçüsüyle değerlendirme.

Belki dönüş budur:
her şeyi kendin için var olmuş olmaktan çıkarmak.

Ey insan,

Sana doğayı sev demiyorum.

Sevgi kolay sözdür.

Senden önce onu tanımanı istiyorum.

Rüzgârı tanı.
Susuzluğu tanı.
Soğuğu tanı.
Toprağın kokusunu tanı.
Gecenin karanlığını tanı.
Ölümün varlığını tanı.
Kendi sınırını tanı.

Çünkü tanımadığın şeyi koruyamazsın.

Bilmediğin şeye saygı duyamazsın.

Ve saygı duymadığın şeyi sonunda tüketirsin.

Bu yüzden dünyaya yeniden bak.

Acele etmeden.
Tüketmeden.
Adlandırmadan.
Sahiplenmeden.

Her şeyi kendin için var saymadan.

Bak.

Sonra dokun.

Sonra dinle.

Sonra sus.

Belki bir gün kendini yeniden bu dünyanın içinde hissedersin.

İşte o zaman göğün senden uzak olmadığını,
toprağın yalnızca altında değil, içinde olduğunu,
suyun yalnızca susuzluğunu değil, hafızanı da taşıdığını,
ateşin yalnızca yakmadığını, dönüştürdüğünü anlarsın.

Ve insan uzun zamandır aradığı şeyi uzaklarda aradığını fark eder.

Çünkü dönüş başka bir yere gitmek değildir.

Aynı yere başka bir insan olarak gelmektir.

Ey insan,

Daha eski olmak zorunda değilsin.
Daha yeni de değil.

Yalnızca daha uyanık ol.

Dünyayı değiştirmek için önce onunla ilişkinin biçimini değiştir.

Her gün bir şeyi daha az tüket.
Bir şeyi daha dikkatli kullan.
Bir şeyi koru.
Bir şeyi paylaş.
Bir şeyi dinle.
Bir şeyi hatırla.

Küçük sanma.

Büyük dönüşler çoğu zaman sessiz başlar.

Bir insanla.
Bir düşünceyle.
Bir adımla.
Bir ağacın altında geçirilen bir saatle.
Bir avuç toprağa yeniden dokunmakla.
Bir gökyüzünü gerçekten görmekle.

Sonra anla:

Tengri'yi bulmak için göğe ulaşman gerekmiyor.

Belki mesele göğü yeniden görebilecek bir insan olmaktır.

Çünkü gök hâlâ orada.
Toprak hâlâ orada.
Su hâlâ akıyor.
Ateş hâlâ yanıyor.
Sessizlik hâlâ bekliyor.
Dünya seni terk etmedi.
Sen ondan uzaklaştın.

Şimdi dön.

Fakat dün olduğun yere değil.

Kendinden uzaklaştığın yerden kendine doğru dön.

Çünkü bazen insanın aradığı yol,
dünyanın sonuna değil,
kendi özüne çıkar.