1. SEZON · 12 / 12

İNSAN

Ey insan.

Bunca sözden sonra
sana söyleyecek az şey kaldı.

Çünkü gök sana yol göstermedi.
Sadece yukarıdan baktı.

Toprak sana sahip olmadı.
Sadece seni taşıdı.

Su senin için akmadı.
Sadece yaşamı sürdürdü.

Ateş sana hizmet etmedi.
Sadece eline bir güç verdi.

Şehir seni kurtarmadı.
Gürültü seni doldurmadı.
Unutmak seni hafifletmedi.
Ölüm ise senden hiçbir şey saklamadı.

Budun sana kim olduğunu hatırlattı.

Kut sana neyi taşıdığını sordu.

Dönüş sana bakmayı yeniden öğretti.

Şimdi sıra sende.
Çünkü bütün bunların ortasında
bir tek sen varsın:

Seçebilen insan.

Gök ile yer arasında.
Doğum ile ölüm arasında.
Geçmiş ile gelecek arasında.
Güç ile sorumluluk arasında.
Yalnızlık ile birlik arasında.

Sen kısa bir ömürsün.

Ama kısa olan değersiz değildir.
Bir kıvılcım kısa sürer.
Bir yağmur kısa sürer.
Bir insanın sözü birkaç nefes sürer.

Fakat bazen bir kıvılcım ateşe dönüşür.
Bir damla ırmağa karışır.
Bir söz bir insanın ömründen daha uzun yaşar.
Bu yüzden ömrünün uzunluğunu değil, izinin yönünü düşün.

Çünkü bir gün sen de gideceksin.

Bugün yürüdüğün yol başkasının olacak.
Bugün baktığın gök başkasının üzerinde doğacak.
Bugün içtiğin su başkasının susuzluğunu giderecek. 
Bugün gölgesinde durduğun ağaç başkasını serinletecek.

Sor kendine:

Sen giderken
dünya senden dolayı ne olacak?

Biraz daha sessiz mi?
Biraz daha kirli mi?
Biraz daha bölünmüş mü?
Biraz daha korkmuş mu?
Yoksa biraz daha yaşanır mı?

Senden önce gelenler taşa söz bıraktı.

Senin çağın ekranlara söz bırakıyor.

Ekranlar sönecek.
Sesler kesilecek.
Görüntüler kaybolacak.
Fakat insanın yaptığı her şeyin bir karşılığı olacak.

Bu yüzden taşa yazılmış gibi yaşa.

Öfkene değil,
ölçüne bırak.

Kibrini değil,
izini bırak.

Sahip olduklarını değil,
koruduklarını bırak.
Kendi adını büyütmeye değil,
dünyayı senden sonra eksiltmemeye çalış.

Tengri'yi arıyorsan
yalnız göğe bakma.
Yaptığın işe bak.

Toprağa bakışına.
Suya davranışına.
Ateşi kullanışına.
Yanındaki insana nasıl davrandığına.
Senden güçsüz olana ne yaptığına.
Senden sonra gelecek olana ne bıraktığına bak.

Çünkü insanın inancı en çok sözlerinde değil,
dünyaya bıraktığı izde görünür.

Ve belki bütün yazıtların işaret ettiği tek söz şudur:

Unutma.

Nereden geldiğini unutma.
Neye bağlı olduğunu unutma.
Ölümlü olduğunu unutma.
Tek başına olmadığını unutma.

Sana verilen gücün emanet olduğunu unutma.
Ve en önemlisi: İnsan olduğunu unutma.

Çünkü insan olmak
dünyanın sahibi olmak değildir.

İnsan olmak,
Dünyanın içinde bir yer tutmaktır.

Bir süreliğine.
Sonra çekilmektir.

Ve senden sonra gelenlere yer bırakmaktır.

Şimdi taşın karşısından ayrılacaksın.

Belki bu sözleri yarın unutacaksın.
Belki yıllar sonra bir cümlesi aklına gelecek.
Belki hiçbirini hatırlamayacaksın.

Sorun değil.

Çünkü bu taş senden ezber istemiyor.
Senden bir seçim istiyor.

Bugün yapacağın tek bir seçim.

Bir sözü tutmak.
Bir şeyi korumak.
Bir canlıya zarar vermemek.
Bir haksızlık karşısında susmamak.
Bir ağaca su vermek.
Bir çocuğa yol göstermek.
Bir ihtiyaca sırt çevirmemek.

Göğe bakmak.
Sessiz kalmak.
Hatırlamak.

Çünkü geleceği büyük sözler değil,
küçük seçimler inşa eder.

Ve bir gün senin ardından da başka bir insan gelecek.

O insan senin bıraktığın dünyaya bakacak.

Belki göğü görecek.
Belki toprağa basacak.
Belki temiz bir sudan içecek.
Belki bir ağacın gölgesinde duracak.
Belki yalnızca bir taş bulacak.

Ve o taşın üzerinde senin çağından kalmış tek bir cümle okuyacak:

“Biz buradaydık.”
Sonra kendi kendine soracak:
“Ne bıraktılar?”

İşte cevap senin hayatındadır.

Taşın üzerinde değil.
Kitapta değil.
Sözde değil.

Sende.

KUT YAZITLARI burada bitmez.

Buradan başlar.