3. SEZON · 03 / 12

AD

İnsan önce doğar, sonra bir isim alır.

Adın sana söylenir.

Sen duyarsın.

Büyüdükçe o adın içine kendini doldurursun.

Bir gün insanlar seni adınla çağırır.

Bir başka gün arkandan adını söyler.

Sonra zaman geçer.

Sesler azalır.

Yüzler unutulur.

Adlar taş üzerinde kalır.

Fakat bir adın taşta durması onu yaşatmaya yetmez.

Ey insan,

Bir adın arkasında ne var?

Bir hayat mı?
Bir iyilik mi?
Bir korku mu?
Bir emanet mi?
Bir söz mü?
Bir boşluk mu?

Çünkü insanın adı tek başına bir miras değildir.

Onu nasıl taşıdığın mirasa dönüşür.

Bir insan çok ünlü olabilir ve geriye hiçbir şey bırakmayabilir.

Bir başkası kimsenin bilmediği bir hayat yaşayabilir
ve birinin dünyasını değiştirebilir.

Bu yüzden adının büyüklüğünü değil, ardında bıraktığın etkiyi düşün.

Ey insan,

Atalarının adını hatırlıyorsun.

Peki onların hayatından ne öğreniyorsun?

Yalnızca kim olduklarını bilmek yeterli değildir.

Ne yaptıklarını, neyi koruduklarını, nerede yanıldıklarını da bilmelisin.

Çünkü geçmişin isimleri put değildir.

Onlar ders olabilir.
Uyarı olabilir.
İlham olabilir.

Bazen de tekrar edilmemesi gereken bir hata olabilir.

Bu yüzden bir adı anımsamak, onu kusursuzlaştırmak değildir.

İnsan kusurludur.
Atalar da.
Biz de.
Bizden sonrakiler de.

Fakat hafıza kusuru saklamak için değil, ondan anlam çıkarmak için vardır.

Ey insan,

Bir gün sen de bir başkasının atası olacaksın.

Belki çocuklarının.
Belki bir öğrencinin.
Belki bir dostunun.
Belki senden habersiz başka insanların.

O gün seni hangi cümleyle hatırlayacaklar?

“Çok kazandı.” mı?
“Çok konuştu.” mu?
“Çok güçlüydü.” mü?

Yoksa:
“Bana bir şey öğretti.” mi?
“Zor zamanda yanımdaydı.” mı?
“Bir şeyi korudu.” mu?
“Bir haksızlığa sessiz kalmadı.” mı?

İşte isim burada anlam kazanır.

Taş üzerindeki harfler yalnızca biçimdir.

Asıl yazıt insanın davranışıdır.

Ey insan,

Adın başkasının ağzında yaşayabilir.
Ama anlamı senin hayatında başlar.

Bu yüzden adını büyütmeye çalışma.

Adını taşıyacak bir hayat kur.

Çünkü bir gün isimler bile unutulur.

Fakat bir hayatın başkasında bıraktığı değişim daha uzun yaşayabilir.

Ve belki gerçek ölümsüzlük adının bilinmesi değil, sen yokken bile iyiliğin işliyor olmasıdır.