1. SEZON · 05 / 12

ATEŞTEN ŞEHRE

Ateşi büyüttün.
Sonra ateşin etrafına duvarlar ördün.

Bir ev yaptın.
Sonra bir köy.
Sonra bir şehir.
Sonra şehirler büyüdü ve birbirinin üzerine yükseldi.

Taşı taşa koydun.
Demiri toprağın içinden çıkardın.
Yollar açtın.
Kuleler diktin.
Geceyi ışıkla bozdun.
Kışa karşı duvar,
karanlığa karşı lamba,
uzaklığa karşı yol yaptın.

Hayatını kolaylaştırdın.
Fakat kolaylık arttıkça hatırlaman gereken şeyler azaldı.

Artık susuzluğu ırmaktan değil, musluktan öğrendin.
Soğuğu rüzgârdan değil, ekrandaki sayıdan bildin.
Gecenin karanlığını artık görmedin.
Çünkü gecenin de ışığını açtın.
Gökyüzünü görmek için başını kaldırman gerekirken
gökyüzünü pencerenin dışına kapattın.

Toprağa basıyordun ama toprağı görmüyordun.
Su içiyordun ama suyu tanımıyordun.
Ateşi kullanıyordun ama ateşin ne olduğunu unutmuştun.

Sonra şehir büyüdü.

Evlerin çoğaldı.
Seslerin çoğaldı.
Eşyaların çoğaldı.

Fakat insan kalabalığın içinde daha yalnız kaldı.
Çünkü bir zamanlar insanın kendisini doğaya göre ölçtüğü yerde,
şimdi doğayı kendisine göre ölçmeye başladı.

Dağı aşılması gereken engel,
nehri yön değiştirilmesi gereken şey,
orman kesilecek malzeme,
hayvan kullanılacak güç
olarak gördün.

Ve kendine şu sözü söyledin:
"Her şey benim için vardır."

İşte kopuş orada başladı.

Şehir yükseldi.
Fakat insanın içindeki eski bozkır sustu.

Gök yukarıdaydı.
Yer ayaklarının altındaydı.
Su akmaya devam ediyordu.
Ateş yanıyordu.

Ama insan bunların hiçbirini artık duymuyordu.
Çünkü kendi yaptığı dünyanın sesini, dünyanın sesinden daha fazla dinliyordu.

Ve insan, kendi duvarlarını ördükçe ufkunu daralttı.

Ey şehir insanı,

Sana düşman değiliz.

Çünkü şehir de insanın ellerinden doğdu.

Sorun taşta değil.
Sorun duvarda değil.
Sorun, insanın kendisini duvarların içine hapsetmesindedir.

Şehir yapabilirsin.
Fakat göğü unutma.

Yol yapabilirsin.
Fakat toprağı ezdiğini unutma.

Ateşi kullanabilirsin.
Fakat elindeki gücün seni de değiştirdiğini unutma.

Çünkü insanın kurduğu her şehir önce taşla değil,
bir düşünceyle başlar.

Ve yanlış düşünceyle kurulan şehir
ne kadar yüksek olursa olsun,
insanın içindeki boşluğu dolduramaz.