1. SEZON · 03 / 12

SU

Suyu arayan insan, önce susuzluğu öğrenir.

Bir damlanın değerini çölde kalan bilir.
Bir pınarın sesini sessizliği dinleyen duyar.
Sen ise suyun içinden geçtin ve onu görmedin.

Irmak aktı, sen yoluna devam ettin.
Yağmur yağdı, sen çatının altına saklandın.
Kaynak çağladı, sen sesini başka gürültülere verdin.

Çünkü elinde olanı sonsuz sandın.

Oysa su kimseye söz vermez.

Bugün akar.
Yarın çekilebilir.

Bir göl kurur.
Bir ırmak yön değiştirir.
Bir pınar susar.
Sonra insan ellerini göğe kaldırır ve nedenini sorar.

Fakat su susunca sorunun cevabı çoktan ayaklarının altındadır.

Sen suyu yalnızca içilecek bir şey sandın.

Oysa su toprağın damarında yürür.
Bulutu göğe taşır.
Tohumu uyandırır.
Hayvanı yaşatır.
İnsanın bedeninde dolaşır.

Sen sudan ayrı değilsin.

Senin kanındaki su, yeryüzünün eski yolculuğudur.

Bu yüzden suyu kirlettiğinde yalnız bir nehri kirletmezsin.
Kendine giden yolu kirletirsin.

Bir pınarı tükettiğinde yalnız bugünün susuzluğunu değil,
henüz doğmamışların hakkını da eksiltirsin.

Unutma:

Gök seni taşıdı.
Toprak seni kabul etti.
Su ise seni yaşattı.
Ona hükmetmeye çalışma.
Ona kul da olma.

Onun değerini bil.
Çünkü suyun yokluğu
insana bir şeyi yeniden öğretir:

Yaşam, sahip olduğun şey değil; her gün sana verilen şeydir.